top of page

Çilingir Sofrası: Yarım Kalan Bir Hikaye

Güncelleme tarihi: 6 May 2023

Toksik maskülinitenin tavan yaptığı bir masadayız. Birbirini yıllarca görmemiş iki "dost"un hikayesini izliyoruz. İki farklı hayata sahipler, ama içlerindeki duygular bu iki farklı hayatı kabullenemiyor. Emir Can ve Yusuf Efe, yıllar sonra Beyoğlu'nda bir çilingir sofrasında buluşurlar. Birbirlerini ne kadar tanıyıp tanımadıklarına şahit olacakları o buluşma, aslında ikisini de içten içe istedikleri bir duygu karmaşasına doğru sürükler.


Yusuf Efe, evlenmiş ve baba olmuş. Emir'i görene kadar, hayatındaki eksik duygu yoğunluklarından emin olmaktan da korkuyor. "Kendi" olamamanın eksikliği içinde, bir nevi mutsuzluğunu gizlemeye çalışıyor diyebiliriz. Duygu karmaşasının, bir noktada, Yusuf'un üstünde olduğunu görüyoruz. Aslında birbirlerini çok iyi tanıyorlar, fakat kabullenemedikleri bir şey içerisindeler. Bu noktada asıl kilit, Yusuf'a ait oluyor.


Filmi izlemeye başladığınız zaman pek bir üstü kapalı anlam veya duygu aramıyorsunuz. En başından beri olayların ne olacağını ve aralarındaki kapalı kutuları çözebiliyorsunuz. Bu noktada karakterlerin birbirleri ile olan belki de zıtlıkları önem kazanıyor. Emir kendinden emin ve duygularını dışa vurabilen biri.



Yıllar önce içinde sakladığı duyguları gösterebiliyor ve bu duyguların Yusuf'un kapalı kutusunu açmasını istiyor. Yusuf ise kendini, yaşadığı travmatik şeyler sonucu bir kutuya hapsetmiş. Sadece Emir ile olan ilişkisinde değil, evliliğinde ve ailesi ile olan hayatında sürekli olarak kendine bir şart koymuş. "Aile olmak bir şey fark ettirmedi", "Ben babam gibi biri olamam" gibi cümleler kurarak; sadece duygusal anlamda değil, farklı şekillerde de kendini bastırdığını anlıyoruz. Kendisi ile bir savaş içinde ilerlemeye çalışıyor.



Bu savaşı da en son sahnede izliyoruz. Emir'e karşı, belki de ilk defa kendini açıyor; çilingir sofrasına oturdukları ilk andan beri ilk defa, ona hissettiklerini paylaşıyor. Kendini kabullenememenin verdiği büyük hasarı o an anlayabiliyoruz. İki farklı hayatları var. İkisi de lisede bıraktıkları halleri ile buluşuyorlar. Ne kadar kabullenmek istemeseler de hayatları devam etmiş olsa da hissettikleri hala lisedeki duygusallıklarından kalma.


Güzel ve alışık olduğumuz bir hikaye. Şu an hayatımızda yaşadığımız, yaşayacağımız veya şahidi olduğumuz bir hikaye. Kısa ve öz bir şekilde anlatılarak başarılı bir şekilde izleyiciye sunulmuş. Yusuf karakterini çok beğendim. Yusuf'u kendi hayatımızda veya çevremizde çok aramaya çalışmamak lazım. Bulunduğumuz dünyada eksikliği olan bir karakter maalesef değil. Emir ise duygusallığı ile beni etkiledi. Çok baskın biri değil belki ama Yusuf'a karşı huylarını değiştirmesi aralarındaki duyguyu yoğunlaştırıyor.


Kısacası film beklediğime değdi. Güzel bir merak ve heyecanla izledim. Bugün itibari ile de Gain'e geldi. İzlemek isteyen veya düşünen herkese tavsiye ediyorum.

İyi Seyirler!

115 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page