top of page

Kurak Günler: Yanıklar ve Gerçekler

Güncelleme tarihi: 11 Ara 2022

Emin Alper'in uzun zamandır beklenen filmi Kurak Günler dün gösterime girdi. Gösterime girdiği gibi sansür uygulanan film "sansür" ile daha çok ilgi çekmeye başladı. Film hakkında söylenecek çok şey var ama hepsini kısa özetleyebilirim: "Türkiye'nin Gerçekleri" *Sonrası spoiler içerir*

İzlediğim ilk andan itibaren beni gerilim ve strese boğan filmin her detayı çok başarılı işlenmiş. Öldürülen domuzlar, seçim sonrası insanlar, gizlenen gerçekler ve kuraklık. Bu film tamamen Türkiye'nin görebildiğimiz ama sustuğumuz gerçeklerine odaklanıyor. Yanıklar kasabası bir süredir kuraklık ile boğuşan bir yerdir. Kasabaya yeni atanan savcı Emre ve belediye başkanı Selim, onun oğlu avukat Şahin ve kasabanın gazetecisi Murat'a odaklanıyor. İzlediğimiz olayda aslında bir sürü kişi var ama bu dörtlü arasında geçenler beni asıl çeken nokta oldu. Film yoğun göndermeler içeriyor. Seçim dönemini, halkın çıkarı için gizlediği gerçekleri, siyasi başarı için yapılan şeyler ve baskılar sonucu gizlenen kimlikler, dedikodular. Konuşulacak ve eklenecek Türkiye konuları bol ama biz filme geçelim.

Kurak Günler


Emin Alper nasıl karar verdi bilemem ama oyuncu kadrosu çok başarılı işlenmiş. Duygular, korkular ve kasabanın izleri oyunculara çok güzel geçmişti. Selahattin Paşalı ve oyunculuğuna yeniden hayran kaldım. Hikaye bu kadar sarıcıyken bazen oyunculara odaklanamıyoruz, ama bu sefer bu denge güzel kurulmuş. Her dakikasında beni geren ve sürükleyen bir film. Neden beni bu kadar sürükledi ve neden bu kadar etkiledi hala bunu düşünüyorum. İşlenen konunun derinliği ve konunun, klasik bir iyi-kötü ayrımından farklı olması mı? Yoksa izlediğimiz olayın gizeminin bir nevi açık kutu olması mı? Beni bu ayrıma düşürdüğünü fark edince senaryonun beni cidden etkilediğini fark ettim. Çekilen mekanlar, karakterlerin işlenişi çok başarılıydı. Özellikle bunu yeniden söylemek istiyorum, olayların bizim görmediğimiz ama var olan hayatlardan alınması beni çok etkiledi. Filmin göndermeleri ile beraber onları aktarma şekli de çok hoşuma gitti. Sadece sözlü veya siyasi anlamda değil, sinematografik açıdan da bunları görmek beni tatmin etti. Sürüklenen domuzun kanları, seçim akşamında yakılan meşalelerin delik olması gibi çok güzel göndermeler vardı. İnsanların tezahüratları bile çok güzel işlenmişti.

Emre ve Murat

Biraz da Murat ve Emre’nin ilişkisinden bahsetmek istiyorum. Aralarındaki çekim ve Murat’ın gizemli olması filme ayrı bir tat katmıştı. Emre, ne yaşadıklarını hatırlamaya çalışırken Murat’ın ise sessizce onu uyarması olaylara güzel bir yön vermişti. Aralarındaki sessiz çekim ve Murat’ın onun arkasında durması, ara sıra gördüğümüz sahneleri filmin duygusallık ve gerginlik dozunu da çok iyi ayarlamıştı. Murat'ın duygularını, Emre'nin üstünden dışa vurması ve onun gizemli yönünü izlememiz aralarındaki nedense uyumu artırmıştı.

Kısaca bu film beni çok etkiledi. Her saniyesi ayrı heyecanlı ve güzeldi. Sinematografi, senaryo, oyuncular, atmosfer çok başarılıydı. Emin Alper ayakta alkışlanmalı. Film hem duruşuyla hem mesajı ile takdiri hak ediyor. Israrla izlemenizi tavsiye ediyorum!

83 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

コメント

5つ星のうち0と評価されています。
まだ評価がありません

評価を追加
bottom of page