top of page

Arrival | Neden Buradalar?

Güncelleme tarihi: 25 Eyl 2022



Yaşamın başından beri, insanoğlu başta olmak üzere tüm canlıların en yüce ihtiyacı olan iletişim, bir uzaylı ziyaretinde dahi gerekliliğini gösteriyor. İletişim kuramıyorsak eğer “Neden Buradalar?” sorusunun cevabını almak adına gösterdiğimiz tüm çaba anlamsız kalıyor. İletişimi sağlamak adına gösterdiğimiz büyük çabaya rağmen, iletişimi engelleyen durumları görmezden gelmek ise aptallık oluyor. Madem ki en yüce ihtiyacımız iletişim diyoruz; bu ihtiyacı karşılamak adına, karşımızdaki canlıya oldukça titiz ve nazik yaklaşmalıyız. İşte Arrival da hayatımızdaki bu yüce ihtiyacın bulunduğu bir durumu konu edinen, olağanüstü görsellik ve hikâye anlatımına sahip bir sinema sanatı olarak karşımızda.


Arrivals Türkçe

Enemy, Prisoners ve Sicario gibi görece sanatsal filmler ortaya koyan Denis Villeneuve, Arrival’da da bu sanatsal anlatımı korumuş. Önceki filmlerinin de üzerine koyarak çok daha gelişmiş bir sinematografi başarısı sağlayan yönetmen, görüntü ve sesin iş birliği ile etkileyici bir sinema deneyimi yaşatıyor. Olası bir uzaylı ziyaretini konu edinen Arrival’ın başrolünde Nocturnal Animals ve Man of Steel’den tanıdığımız Amy Adams var.





Arrival filminin tek büyük sorusu var. “Neden buradalar?” Dünya üzerinde 12 farklı konuma yerleştirilmiş olan uzay gemilerinin bulunma amacı ne ve bu sorunun cevabı nasıl öğrenilecek?


Uzaylılar ile iletişim kurmak adına Amerikan bilim insanlarının bir araya geldiği bir üsse, dil bilimi uzmanı olan Dr. Louise de çağrılır. Dr. Louise bir üniversitede akademisyen olmakla beraber yakın zamanda kızını kaybetmiş bir annedir. Üsse katılan bir diğer önemli karakter de fizik profesörü olan Ian Donnelly’dir. Ian, hikaye boyunca Dr. Louise’e yardımcı olacak ana karakterdir. Yol ilerledikçe iki karakter arasında duygusal bir gelişim yaşanır. Bu gelişim, hikayemiz adına oldukça önemli bir konumda; tıpkı Dr. Louise’in kızının vefatı gibi. Çünkü Denis Villeneuve, etkileyiciliği artırmak adına filmin kurgusunu zaman kırılmaları ile hazırlamış. Bu sebeple geçmişin ve geleceğin aynı zaman diliminde gösterildiği bir film izliyoruz. Ve bu durum da filmin hikayesi ile kusursuz bir uyum içerisinde.



UZAYLI FİLMLERİ


Dairesel bir çizim diline sahip olan uzaylıları anlamak için gösterilen çaba, filmin anlatım bütünlüğüne oldukça katkı sağlıyor. Uzaylıların, dünyayı ziyaret ettiği bir filmde ana konunun iletişim kurmak etrafında dönmesi, günümüz bilim kurgu filmlerinin yanında oldukça sıra dışı kalsa da etkileyiciliğini artırıyor. Bilim kurguyu temelde sevme sebebimiz olan farklı düşünceler ve olayları aktarabilmesiyken, bunu sağlayan oldukça az örnek var. Arrival bu örneklerden birisi. Öyle ki; oluşturduğu evren içerisinde mantıksal bir bütünlük sağlıyor, detaylarının gerçek hayat ile olan uyumuna dikkat ederek altyapısını oluşturuyor ve bilimin görsel aktarımına büyük bir özen gösteriyor. Vermiş olduğum bu başarı örneklerini sağlayan çok az film var ki Arrival’ın bahsedilmesi gereken başarısını da bu getiriyor: Nadirlik.




Her ne kadar sevmiş olsam ve sayfalarca övebilecek olsam da Arrival’da eleştireceğim benim açımdan büyük bir nokta var. Dairesel çizimin zamanın ilerleyişini gösteren sembolik bir anlatım olduğunu öğrendiğimizde, 90 dakikadır takip ettiğimiz filmin taşlarını yerlerine koyabiliyoruz. Merak unsurunu hiç düşürmeden etkileyiciliği daima yüksek tutarak ilerleyen 90 dakikada bize ara sahneler ile gelecekten detaylar veren film, bunların ne zaman yaşandığının bilgisini sonunda veriyor. Bu durum her ne kadar bize son dakika tatmini yaşatıyor olsa da öncesinde görmek isteyeceğimiz birçok detayın kaçtığını düşündürtüyor. Bu düşünce sebebi ile filmin tekrar izlenmesi gerektiğini düşünüyor ve tamamlanmamış hissediyoruz. Elbette sonundaki plot twist diyebileceğim bu durumu anlıyorum ve yönetmenin tercihine de saygı duyuyorum ancak oldum olalı bu twist olayından hazzedemiyorum. Filmleri bir hayatmış gibi benimsiyor ve ona göre izliyorum ancak bu durumu yalnızca ilk seyrimde tam olarak sağlayabiliyorum. Bu öznel durum da ikinci seyirlerimde daima daha eleştirel olmama sebep olurken yaşadığım tatmini de düşürüyor.





Dr. Louise, uzaylılar ile iletişim kurmak adına büyük bir adım atarak onlara olan güvenini gösteriyor. Bu güven ardından aralarındaki bir duvar yıkılarak -Dr. Louise’in deyimiyle- tanışmış oluyorlar. Bu duvar, yabancı iki insan arasında sağlıklı iletişim kurulması için kırılan samimiyet duvarı olarak görülebilir. Bu samimiyet oluştuktan sonra iletişim çok daha hızlı ilerleyecektir ki Arrival’da da öyle oluyor. Uzaylılar kendi yazım dilini insanlara aktarıyorlar. Dr. Louise de aynısını yaparak uzaylılara dünya dilini öğretmeye çalışıyor. Dairesel bir çizim diline benzeyen uzaylı dili, yapay zekâ ve bilgisayarlar sayesinde çözülürken; uzaylılar, dünya dilini Dr. Louise aracılığıyla öğreniyor. Bu durum insanlara biyolojik olarak yetersiz olduklarını göstermesinin yanında karşısındaki varlığın ne denli yüce bir konumda olduğunu anlatıyor. Öğrenim süreci ve iletişimin kurulması oldukça yavaş ilerliyor ve bu yavaş süreçte dünyanın farklı devletlerinde uzaylılara cephe alınıyor. Oldukça doğal bir durum olarak gözükse de dünya devletleri kendisine herhangi bir zarar vermemiş olan uzay gemilerine şiddet ile yöneliyor. Bu durum, iletişimini son noktasına kadar ilerletmiş olan Dr. Louise için oldukça zarar verici olacak ki Louise iletişimi tamamlamak adına elinden gelen her şeyi yapıyor.




Varsayalım ki günümüzde dünyaya bir uzaylı ziyareti oldu. Aynı filmimizdeki gibi 12 farklı konuma yapılmış olan ziyarette insanlara yapılacak bir teklif var. Bir hediye de denebilir. Ancak karşılığının bir gün alınacağı bir hediye. Uzun uğraşlar sonucu, yapılacak teklifi öğreniyorsunuz. Bu bir silah teklifi. Hatta alt metni oldukça yüksek olacak şöyle bir cümle de kuralım: “Dil en güçlü silahtır.” Sunulan silah, uzaylıların sahip olduğu dilden başka bir şey değil. Gelişmiş bir canlı türü olan uzaylılar, gelecekteki çıkarlarını düşünüyor ve zamanın anlaşılmasını sağlayan dil gücünü paylaşıyorlar. Metnimizin başından beri değinmiş olduğumuz iletişimin gücü, yaratmış olduğumuz diller aracılığıyla sağlanıyor. Uzaylı canlıların oluşturmuş olduğu dairesel dil yapısı ise yalnızca kişiler arası iletişimi sağlamanın değil, zaman ile iletişim sağlamanın aracı.




96 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page