top of page

Çevreci Teröristler: The East

Güncelleme tarihi: 20 Eyl 2022

Yaklaşık 10 yıl önce izlediğim bu yapım sayesinde Brit Marling ve klişe dışı senaryolarıyla tanışma şansı buldum. Benim gibi; sakin, içe dönük ama dünyadan 1-2 saatliğine de olsa dünyadan koparan hikayeler izlemek isteyenler için kendisini bilmeyenlerle de tanıştırmak isterim.


VIP tüzel müşterileri olan bir güvenlik şirketinde çalışan Sarah Moss, son dönemlerde terör eylemlerinde bulunan The East adlı bir radikal çevreci grubu takip etmek için gizli göreve gidiyor. Doğa ve insan sağlığına zarar veren herhangi uluslararası şirkete, kendi silahlarıyla terör saldırıları düzenlemeyi misyon edinmiş bu grup, hippie akımını benimseyerek her türlü tüketim ve israf kültürüne karşı yaşıyor. Her türlü teknolojiden, modern tıptan hatta kişisel hijyen malzemelerinden bile uzak yaşamayı misyon edinmiş bu gruba zamanla sempati beslemeye başlayan gizli ajan terör eylemlerine katıldıkça The East'in aslında terörist değil idealist olduğunu anlıyor.

Irmaklara siyanür döken maden şirketleri, tehlikeli yan etkileri olan ilaçları piyasaya süren ilaç firmaları gibi vahşi kapitalizmin kolonisi olan bu ulusötesi yapıların ve hatta hükümetlerin kâra tırmanırken insan sağlığı ve ekosistemi çiğnediği mesajını filmden çok sakin bir şekilde alıyoruz. Bu insanların birbirini koşulsuz sevgi ve anlayış ile kabul ettiğini, toplumsal hırslardan izole yaşadığını şaşkınlıkla gözlemleyen kahramanımız, görevinden modern yaşama döndüğü zaman aralıklarında müthiş mutsuzluk çekmeye başlıyor. Çünkü o kirli yaşam artık ona modern dünyadan çok daha pür geliyor.


Özellikle sıra dışı senaryoları ve inanılmaz dinlendirici anlatılarıyla tanıdığımız Brit Marling yine filmin başrolünde bizi karşılıyor. Burada Brit Marling'i övmeden geçemeyeceğim. Seneler önce bir röportajında okuduğuma göre, ABD'de yaşayan oyuncu Hollywood'da yer almak isteyecekleri kadar kaliteli ve özgün senaryolar bulamadıkları için bu filmin de yönetmeni olan Zal Batmanglij'le birlikte kendileri senaryo üretmeye başlıyor. Bunun üzerine ortaya The East'in yanı sıra I Origins, Sound of My Voice, Another Earth ve The OA gibi muhteşem yapımlar çıkıyor ve hepsinin de başrolünde kendisi yer alıyor. Bu filmlerin hepsinin tarzı birbirine çok benziyor, dolayısıyla artık beyaz perdede "Marling tarzı" denildiğinde bilenler hangi anlatı biçimden bahsedildiğini hemen anlıyor.

Ayrıca oyuncu kadrosunda çokça hayran olduğumuz Alexander Skarsgard ve sonradan cinsiyet değiştirerek erkek olan Ellen Page (yeni adıyla Elliot Page) yer alıyor. Oldukça akıcı anlatıma sahip olan yapım seyirciyi içine çekiyor, yalnız

akıcı derken hiçbir aksiyon yok. Belleğe kazınan sekanslar, doğru yerde giren müzikler ile yavaş yavaş seyirciyi düşündürüyor.


-Bunu başaracak kadar sert olmadığı mı düşünüyorsun?

-Hayır, o kadar yumuşak olmadığını düşünüyorum.

45 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page