top of page

Dogman

Güncelleme tarihi: 31 Tem

Eril dünyaya ait dogmaları doruklarında yaşadığımız, intikam ihtiyacının rahatsız ediciliğini iliklerimizde hissettiğimiz 2018 tarihli film; yönetmen koltuğunda, Matteo Garrone oturuyor.



İtalya'yı, 'lasciatemi cantare' şarkısı eşliğinde pizza yiyen fresh kadınlar ve yakışıklı erkekler ülkesi olarak tasavvur ederiz; halbuki hayatın buz gibi gerçek yüzü, periferiye ait yoksunluğu, atalarımızca genetiğimize kodlanmış primitif davranış biçimlerini yüzümüze vurmakta çok gecikme göstermez. Marcello-Simone ikileminde bunun, yoğunlaşmış mikro bir örneğini izliyoruz. Simone, havladığı için küçük bir köpeciği buzluğa kapatacak kadar nefret edilesi bir karakter; yaptığı en kötü şey de bu değil üstelik. Zorbalığıyla, müptezelliğiyle, bencilliğiyle kötülüğün vücut bulmuş hali.



O kadar ilkel bir adam ki yaptıklarına, dış dünyayı tam olarak algılayamayan vahşi bir hayvana verilen tepkiler verilebilir ancak. Marcello da bunu yapmaya çalışıyor. Bilek gücüyle yenemeyeceği, boyun eğmekten başka çaresi olmayan bu adamı öncelikle en iyi bildiği yolla, köpeklerle mücadele ettiği gibi ehlileştirmeye çalışıyor. Huyuna gidiyor, her istediğini yapmaya çalışıyor, arkadaş ayağı çekiyor, onda oynayabileceği bir yumuşak karın arıyor. Bu uğurda çaresizlikten hapis dahi yatıyor. Mükemmel bir adanmışlık. Ancak Simone, empati yetisi sıfır, sadece idiyle yaşayan bir adam; annesiyle olan ilişkisinde küçücük bir insaniyet kırıntısı görür gibi oluyoruz ama kurtarmıyor.



Marcello, hiçbir şekilde ehlileştiremediği Simone'yi en sonunda, zekâsını kullanarak, ödül mekanizmasının da yardımıyla yola getirmeye karar veriyor. Çünkü onu alt edemezse kendi sosyal çevresinde kabul görme ve yaşamını idame ettirme şansı yok. Ve Marcello her şeye rağmen hayatına, işine, kızına sevgi duyan bir adam; inşa ettiği hayatı kaybetmek istemiyor, bildiği yolda var olma arzusu duyuyor.



Bu tip bir filmin, mutluluğa yakın bitmesini bekleyemezdik; çünkü çok gerçek bir film. Ancak Marcello'nun örselenmişliğini başarılı sona ulaştırmasına rağmen bu kadar büyük bir çaresizliğin içine düşmesini izlemek de haddinden fazla acıttı. Her biri köhnelik paydasında birleşmiş "güzel" karelerle yüklü film, sondaki çaresizlik ve tek başınalık sekansıyla, ayağa kalkıp tebrikleri kabul etmeyi bekliyor. Bu konuda payı, olabileceğinin en yükseğinde olan Marcello Fonte de en iyi erkek oyuncu ödülünü haklı olarak kazanıyor.



58 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page