top of page

Mayhem, İzmir, Lord of Chaos

Güncelleme tarihi: 10 Ara 2022

İstanbul Sirkeci garının banklarında, yüzü bembeyaz, vücudu sıska, saçları soluk sarı, garip bir genç oturuyor. İnsanlar bazen ona laf atıyor, bazen fiziksel olarak sataşıyor. Boynunda morluklar, ellerinde bandajlanmış yaralar var. Tek isteği, Norveç’ten arkadaşları gelse de bu garip yerden ayrılıp, konser vermeye gitmek.



Norveç’ten gelecek arkadaşları da Black Metal olarak yeni adı konulan bir müzik türünü icra ediyor. Kendisi İsveçli; ama Norveç’e, gruba vokalistlik olmak için gelmiş. İstanbul’a neden diğerleri ile gelmediği bilinmez; ama grubun diğer kalanları, uçak veya tur otobüsüyle değil, interrail biletiyle geliyor.



Grubu Arcan karşılıyor. Kendisi İngiltere’de dolaşırken bir fanzinde Euronymous’un bilgilerini bulmuş ve oradan iletişime geçmişler. Türkiye'de konser verir misiniz, diye sormuş grubun kurucusu ve gitaristi Euronymous, veririz hatta hem Ankara’da, İzmir’de ve İstanbul’da verelim demiş. Şu ana kadar her şey güzel gidiyor ama Black Metal ne demek? Mayhem bir müzik grubu ama anavatanı Norveç’te bile bilinmiyor? Türkiye’de nasıl tur yapabilirler ki? Bir de vokalleri... Daha kendi grubu içinde insanlarla iletişimi kısıtlı, konuşmuyor. Sürekli ölmekten, ölümden bahsediyor ve sahne adı da Death.

Mayhem İzmir Konseri, Dead
Mayhem, İstanbul, Merter, 1990

Türkiye konseri için Arcan, İzmir’deki arkadaşlarının yanına götürüyor. Kebap yeniliyor. Şehir geziliyor. Hatta hamama bile gidiyorlar. Tellak, vokalist Death’in kollarındaki bıçak izlerini görüp şaşırıyor. Vokalist Death, Türkiye’ye gelmeden 3 tane konsere çıkıyor. Bu konserlerde şarkıların ilerleyen dakikalarında kollarını kestiği ve seyircilerin üzerine doğru akıttığı söyleniyor. Burada söyleniyor derken, bütün kaynaklarımız çok düşük kalitedeki VHS kasetler ve arkadaşlarının aktarımdan yararlanarak söyleyebiliyoruz.


Black Metal Chronicles sitesinde bu bütün Türkiye organizasyonu süper şekilde, kanıtlarla anlatılmış. Oradan da bazı fotoğrafları koyalım.

Mayhem, Dead, Varg Vikernes, Konser
Mayhem, İzmir, 1990

Kesmek işin performans kısmı. Performans öncesi, bu “Showa” hazırlanırken, kıyafetlerini birkaç günlüğüne yere gömüyor ki çıkardığında sanki bir tabuttan çıkmış gibi havası olsun; suratını beyaza boyuyor ki sanki ölmüş de dirilmiş bir zombi gibi yaşayan bir ölüyü hatırlatsın istiyor. Çok çocukça hareketler değil mi? Death’in küçükken geçirdiği kaza, neredeyse ölecek olması, dışlanan bir çocukluk vb. derken eh çok da geç bir yaşta olmadığını düşünürsek (20-21) kendisi için bir şey bunlar. Black Metal camiası için ise çok şey.


Death. Ergen işte.


Türkiye'de konser için İzmir'de “metal severler” buluşuyor. Çok şükür o döneme ait elimizde birkaç fotoğraf var. Bu kadar fantastik bir olaya inanmak çok zor olurdu çünkü.


İzmir’deki sahnede 2-3 şarkıdan sonra polislerin gelip gürültüden ya da başka nedenlerden konseri yarıda kestiklerini biliyoruz. Ayrıca orijinal kadroyla birlikte neredeyse ilk konserlerinden biri olan bu konseri kaydedecek kaset ve kayıt sistemindeki hatadan konser kayda alınmıyor.


Diğer şehirlerdeki konserler de iptal ediliyor, nedenini tam bilmesek de. Ancak organizasyonu yapan Arcan, grubu interrail trenine bırakana kadar, topladığı konser parasını onlara vermeyi başarıyor.


Euronymous, Helvete, Norway

Norveç’e geri döndüklerinde gitarist ve grubun sahibi Euronymous ile çiftlik evi gibi bir yerde birlikte kalıyorlar ama birbirlerine tahammül edemiyorlar. Death, aslında grubun ilerlemesini, besteler yapmasını, satmasını istiyor. Öyle dünyaya neden geldik, çekeyim kendimi vurayım gibi düşünceleri yok aslında. Ancak sahne için kendini kesecek kadar adanmışlığa karşılık bulacak üretkenliği göremiyor grupta. Dolayısıyla para da kazanamıyorlar ve kendi içlerinde bir açmaz içinde kalıyorlar. Bir gün Death bu çiftlik evinde pompalı tüfekle kendisini vuruyor. Burası da bu kişilikte birisi için çok şaşırtmayan bir durum olabilir; ama asıl şaşırtan şey, ev arkadaşı Euronymous’un eve gelip, Death’in ölümünü görüp, kasabaya inip, tek kullanımlık fotoğraf makinası alıp eve geri dönüp, Death’in kafasını dağıttığı ünlü fotoğrafı çekmesi insanı hayretlere düşüren bir durum. Üstelik cesedi olduğu gibi değil, kareye “estetik” olarak silahı, bedeni diğer aksesuarları nizami şekilde diziyor. İlgili fotoğrafı buraya koymayacağım. Gerçekten görmenize de gerek yok. Merak edip bakarsanız da Euronymous da böyle bir adam işte.



Euronymous, Oslo’nun merkezi yerinde plak-tshirt dükkânı açıyor. Bodrum katında da o camiadaki insanlarla bira içip vatan-millet kurtarıyorlar. Daha doğrusu işte klasik kim daha satanist, kim daha poser muhabbeti çevirmekle meşgul.


Derken daha önce, adını Instagram’da andığım için postumun silindiği Varg Vikernes adlı adam ortaya çıkıyor. Hafif kilolu, sarışın bu adam “abi ben bi albüm yaptım be bakın” diyor. Yalnız, albüme bakan Euronymous, Burzum adıyla karşılaşıyor; Varg değil. Meğersem bizim vokal her şeyi kendisi yapmış. Vokalleri kendisi kaydetmiş, gitarları özellikle süpürge tonunda olsun diye normal amfiler yerine bozuk speakerlara direkt kayıt şeklinde kaydetmiş. Baslar da ona ait. Ki baslar çok basit görünse de çok efektif, bir Black Metal albümüne göre. Diyorlar ki bizim vokalimiz kafasını uçurdu. Basçı adam da bu olaydan “etkilenip” gruptan kaçtı. Gel sen bizim albümde çal diyorlar. Varg da kabul ediyor. Vokalist için de Macaristan’dan birini bularak kayda gidiyorlar. Black Metal’in en önemli albümlerinden biri olarak düşünülüyor.


Sonra bu Varg’ı “black circle” içine alıyorlar. Black circle dediğimiz, Euronymous’ un bodrum katında buluşan insanlar. Etrafa, siyah giyindikleri için korku salsalar da ne satanizmle ilgili bir aktiviteleri var ne de herhangi bir aktivizm olayıyla alakaları. Ancak bu, Varg’ın “şeytani” fikirleriyle gerçeğe dönüşüyor.


Varg tek başına çevredeki kiliseleri kundaklamaya başlamıştı. Euronymous da ününü ve takım kaptanlığını kaptırmamak için böyle riskli işlere girmek istemese de o da kilise yakmalarında yer aldı. Ancak büyük işleri Varg yapıyordu. Hatta adam gidip albümünün kapağını, yaktığı/yanan bir kilisenin fotoğrafı olarak koydu direkt.



Black circle grubu bi avuç, siyah giyinen, özenti, yüksek sesli müzik dinleyen Norveç şımarık bebelerinden suç örgütüne gitmeye doğru başladı. Dükkânda tam zamanlı bir çocuğun, bir barda tanıştığı bir adamın ilişki teklifini kabul edip, ormana tenhaya geldiklerinde bıçakladığı olaylar silsilesi Euronymouse’un dükkanının etrafının sorgulanmasına neden oldu. Hem emniyet hem de hayranlar bu gruba ve oluşuma dikkat kesilmişlerdi.


Tam bu sırada Varg, Euronymous’un Burzum ile çok ilgilenmemesi, satış için icraatlerde bulunmamasına epey sinirleniyor. Adam da kilise yakmış, umrunda değil; ama albümü neden pazarlanmıyor onun tasasında. Daha sonra gazeteciler Varg’ı buluyor ve bir sürü “satanist” fotoğraflarını çekiyor. Adamın şu ana kadarki durumunda da öyle bir inanış yok, (Viking paganizmi vb. olaylarında)

Count Grishnackh
Count Grishnackh

Neyse medya bunu köpürtüyor tabii. Sakin Norveç birden çalkalanıyor, cinayetler, kilise kundaklamaları, satanizm... Neler oluyor? Adamlar zaten refahın içinde iyice yumuşamışken böyle olaylar anksiyetelerini artırıyor. Anında tutuklanıyor sonrasında. Davanın ertelenmesiyle tutuksuz yargılanma kararı nedeniyle 1-2 günde çıkıyor hapisten. “Hepsini PR için yaptım” gibi bir ifadede bulunuyor.



Euronymouse, baba parasıyla açtığı dükkanı, baba ısrarı üzerine kapatıyor. O dükkanda şu ana kadar ne para kazanıldı ne de bir şey üretilmiş oldu böylelikle. Hatta parasızlıktan ofislerini, evlerini sıcak su konmuş pet şişeleriyle ısıtıyorlar, yemek ne bulurlarsa yiyorlar, çoğunlukla da aç geziyorlardı.


Varg ise bulunduğu kasabada zaman geçirirken (Bergen) Euronymouse’un her şeyi kapatmasına, medya ve polisten tırsmasına çok sinirleniyor. Tam albüm çıkardı, çıkaracak süper PR olacakken adam dükkanı kapatıyor, kendi albümlerinin dağıtımını askıya alıyor (Burzum albümleri yani). Euronymouse’a tehdit mektupları, dedikodu vb ile ulaşmaya çalışıyor. Euronymouse da tam bir ergen olarak bu tehditlere karşı, Varg'ı bir köşede elektrikli tabancayla etkisiz hale getirip uygunsuz/işkence fotoğraflarını çekeceğini söylüyor. Varg’a bu haberler geliyor tabii. Albüm askıya alınmış, Euronymouse böyle açıklamalar yapmış. Bir gün kafası atıyor. Yanındaki arkadaşıyla atlıyor arabaya Oslo’ya, Eurnonymouse’un yanına geliyor. Normalde olacak olan, Eurnonymouse’a sözleşme reddi mektubunu izletmek. Ama bunu gece 2'de yapmak? Euronymouse tereddüt ediyor tabii kapıyı açmakta. Ama adam tee kaç km öteden gelmiş gece gece... E sonuçta eski de arkadaşı. İçeri alıyor. Orayı tam bilemiyoruz artık. Varg diyor ki gitti odadan elektrikli tabancayı alıp bana saldıracaktı ben de arabadan bıçağı aldım kendimi savundum diyor. Savunma da nasıl savunmaysa... Euronymouse’u 20 küsür yerinden bıçaklıyor. Komşular yardım da etmiyor/edemiyor. Sonra aşağıda bekleyen arkadaşıyla kaçıyor. Bir yerde yakalanıyorlar işte.


Sonra Varg hapise giriyor. Euronymouse ölüyor. Grubun birlikte kaydettikleri albüm çıkıyor. Yalnız albümle ilgili şöyle bir durum var. O albümde Euronymouse gitarları çalarken, basları da Varg çalıyor. Yani öldüren ve ölen aynı albümde yer alıyor. Euronymouse’un ailesi bas kayıtlarının silinmesini ve başkası tarafından tekrar kaydedilmesini talep ediyorlar ama “he he” denilen bu istkekleri gerçekleşmiyor. Kanlı canlı ölen-öldüren aynı grupta.


Şu ana kadar ne oldu?

-Death kendini öldürdü.

-Euronymouse öldürüldü.

-Varg Vikernes hapiste.


Flash TV canlandırmaları gibi oldu. Bu şekilde anlatınca.


Geriye kalanlar:

Davulcu Hellhammer ve basçı herif en başından beri gruptalar. Valla, Norveç’in havasından mıdır suyundan mıdır, bu olaylar olmamış gibi büyük istikrarla grubu sürdürmeye devam ettiler. Basçı bir ara Euronymouse, Death’in intihar görüntüsünü çektiği için ayrılsa da gruptan Euro ölünce geri dönüyor. Hellhammer'da ise hiçbir şey yok.



Şimdi yazının en başına gelirsek evet bu adamlar İstanbul’da idi ve İzmir'de konser verdi. Ve ana kadroyla 3-4 kez konser vermelerine rağmen Kuvt (Kült) olarak kaldılar.


Üzerine belgesel çekildi ve film çekildi. Mettalica bir karısında Mayhem’in filmdeki kadrosuna Mayhem Metallica çalsaydı nasıl olurdu onu bile yaptılar.




Filme gelince.


Film işte yukarıda anlattığım olayları daha dramatik hale getirerek “birisine karşı aşk, sevgi” teması ve karakterleri ekleyerek olan biteni aşağı-yukarı doğru bir şekilde anlatıyor. Filmle ilgili sevilmeyen nokta oyuncuların ve yapımın çok “teenage” filmi gibi olması ama tam da bu adamlar bu kafadaydı. “asarız keseriz, 666” falan imajındaydı. Film daha iyi çekilebilir miydi hikaye böyleyken? Belki. Ama gerek var mı? Yok. Gayet bir avuç ergen gencin hikayesini yansıtmış.



Olumlu kısma bakalım. (Benim tarafımdan sübjektif yorumlar)


-Black Metal gerçekten dinlenebiliyor. Mesala Freezing Moon’un açılış riffi oldukça yaratıcı. Davullar da o dönemin gruplarına göre gayet teknik ve istikrarlı çalınabiliyor.

-Lo-Fi düşük bütçeye rağmen yaratıcılık üst düzeyde. Vokallere alışabiliyor. Hatta Death, zaten ruh sağlığı yerinde birisi olmadığı için şarkıyı yürekten okuyor. Samimi geliyor.

-Yapımlar aşırı derecede çiğ olduğu için endüstriyel bir şey dinlerken mesala muadili (Rammstein) çok yapay gelebiliyor. Stüdyoda onca dijital efektlerle uğraşılmış, bir şey yapılmış gibi. Mayhem’in ve Burzum'un ilk şarkıları daha insan yapımı, çiğ bir şeyler dinlemek için ideal.


Olumsuz kısıma bakalım

-Gerçekten ergen adamlar.

-Müzikler sürdürülebilir değil. En ünlü birkaç hit dışında günümüzde devam etmiyor. Ediyorsa da kalaycılık mesleği ne kadar revaçtaysa onun gibi yani. Altın çağları çok kısa sürdü.

-Şeytan, satanizm. Aslında çoğu, agnostik, ateist olan bu gençlerin şeytanla bir ilişkisi yok. Adamlar daha Tanrı’ya inanmıyorlar şeytana nasıl tapsınlar. Ancak bu, gençleri çok kötü bir şekilde etkiliyor.

-Seneler sonra Türkiye’ye satanizm geliyor ve gerçekten insanların ölümüne neden oluyorlar. Meyda yine işleri köpürtüp uzun saçlı olup, mettalica kıyafetli olan gençleri alıp götürüyor polis. Ancak çok şükür ki bunlar birkaç olayla kalıp, kapanıyor. Norveç'teki endeminin, Türkiye'ye 8 sene sonra aynı şekilde gelmesi de ilginç baya.


Hayret Edilenler

-Mayhem’in Euronymouse ve Death’li kadroyla 1990’da İzmir’de konser vermesi.

-Grubun bas gitaristinin, gitaristini öldürmesi.

-Grubun pandemiden hemen önce 2020 şubatta İstanbul’da konser vermesi.

-Varg’ın hapisten çıktıktan sonra Fransa'da, Fransız eşiyle ve 5-6 çocukla çiftlikte yaşaması ve “müzik vb boş işler” bir araba alıcan, tarlan, ekim alanın olacak, bir de düzgün bir kadın bulup hayatına bakıcan demesi. Ha yine adamın bir sürü vukuatı oldu.


Filmle ilgili dedikodu veya bazı bilgilere değinelim.

-Eurnonymouse’un, Death’in kemiklerinden parçalarla kolye yapıp müzik eşrafına dağıtması.

Bu söylentiyi doğrulayacak elimde bir tane fotoğraf var ama tam emin değilim.


-Euronymouse’un etrafa yazdığı onlarca mektup var. Bazıları bizim Arcan’a yazılmış, bazıları baya ülkelerdeki sevenlere. Mektupların içerikleri genelde şu şekilde:


-Death çılgın adam kendini sahnede kesiyor mesiyor öldürecek galibe kendini manyak.

-Paramız yok abi. Bizim plakları satabildiniz mi, Daha yollayayım mı, bi sakal atın be.

-Death Silence diye şirket açtım süper işler yapacağız Burzum diye bir grup keşfettim süper  onu dağıtmaya başladık biz de stüdyoya gireceğiz.


Death öldükten sonra:

-Olm adam kendini öldürdü ya lan. Zaten meyilliydi. Bir de fotoğrafını çektim al sana yollayım.

-Ya şimdi bizim vokal öldü albüm çıkaracaktık zordayız. Satış, matış yok mu bizim demodan?

-Black Metal biziz kardeşim diğerleri endüstri müziği, işlenmiş müzik yapıyor en doğalı biziz.

-Para gönderin yiyecek paramız yok. Ofisi bile ısıtmak için şişelere sıcak su koyuyoruz o haldeyiz düşünün 

-Arcan kardeşim İzmir’den kalan paralar gelecekti, geldi mi gözünü seveyim? Bu arada bizim basçı, hamile sevgilisiyle konuşmak için sizin arkadaşın telefonunu kullanmış çok yazmış telefon faturası elimize para geçsin ödicez. Arcan. Var mı kardeşim para?


+ Arnavutluk antetlili kağıtlarla mesaj atması bi aktivistlik içinde olması, solculuk gibi görüntüler göstermesi ama tek amacının aç karnını doyurması olarak özetleyebiliriz Eurnoynmouse ve şurekasını.


Film, mektup kısımlarını anlatmıyor da oyuncular üzerinden Eurnoymouse’un nasıl palavracı olduğunu az buçuk gösteriyor.


Öyle böyle adamlar 30-40 senedir piyasadalar. Yeni gelenler var vb ama bütün olay 90-93 arası olmuş bitmiş, şimdiye kalanlar o hikayenin ekmeğini yiyorlar açıkçası.


Filme gelecek olursak. Şu yukarıda anlattığım olaylar ilginizi çektiyse bence izleyin. Yoksa basit bir teenage/slasher filmi.


Kaynaklar

Mutlaka bu Tweet seline bakmanız lazım. Benim filmle ilgili ve daha sonrasındaki grup ile ilgili merakım buradan başladı.



piece from Dead's

Death'in kemiklerinden olduğu iddia ediliyor. Bu parça gönderilmiş.



Olaylarla ilgili dönemin kaynaklarından biri.


Death'in yazdığı bir mektup. Her şey normalde iyi.



Mayhem'in Türkiye maceralarından.



Death'in mektuplarından bir tanesi daha.



Kanka para gönderin. Arnavutluğa özgürlük bu arada?



Cinayetli Black Metal grubu olsan da İstanbul'un vapur saatlerini takip edeceksin, Norveçe göre saat kaç, İstanbul'a göre kaç. Black Metal grubusun ama İstanbul'a geleceğiz kanka da bizi bi dolaştırın şehirde oradan "egzotik" şeyler alıp eve göndereceğiz diyorsun günün sonunda. Aklıma MTV'nin Türkiye'ye gelince yaptığı tanıtım videolarından biri geldi:



Belgeseller:















1.541 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page