top of page

Gerçek Bir Çocuk ve Vicdanı

Güncelleme tarihi: 12 Eki 2022

Hepimizin çocukken okuduğu bir masaldır Pinokyo. Carlo Collodi tarafından yazılan orijinal hikaye 1940 yılında Walt Disney tarafından canlandırma sinemasına taşınıyor. Collodi’nin kitaplarının yanı sıra en doğru bilinen kaynaklardan biri bu animasyon filmdir. Bu film günümüzde (2022) liveaction olarak tekrar yapıldı. Pinokyo her zamanki gibi tatlı ve sevimli; babası Geppetto ise Tom Hanks tarafından canlandırılıp, muazzam bir karakter haline getirilmiş.



Her şey Mavi Peri'nin, Geppetto’nun dileğini gerçekleştirmesiyle başlıyor. Kukla Pinokyo canlanıyor ve maceraya çıkıyor. Bu macera boyunca Pinokyo’nun büyük dersler aldığına şahitlik ediyoruz.


Pinokyo filmi bazen uzun sekanslarıyla beni sıkmış olabilir, fakat hayranlıkla izledim. Çünkü gördüğüm her kare bana bir şeyler anlatıyordu. Göstergebilimsel olarak incelendiğinde çok yorum yapılabilir bu film üzerine.



Öncelikle Pinokyo’nun iplerinden bahsedelim. Evet bu çok kolay! Pinokyo’nun iplerinden kurtulması, onun özgür birey olduğunu gösterir. Bir özgür birey, istediği her şeyi yapabilir. İyiyi ve kötüyü, her şeyi deneyimleyebilir. Fakat bir sorun var. Pinokyo henüz yeni doğmuş bir bireyken, iyiyi – kötüyü nasıl ayırt edecek? Önce birini tatmalı ki bilsin, değil mi?


Pinokyo yaratılırken ona bir rehber veriliyor. Doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi için ona vicdanlık edecek bir arkadaş, Jiminy! Kitaplarında bu rehber yer almazken Disney versiyonlarında bulunuyor. Hatta bu fikre bayıldım ben. Walt Disney’e dahi diyebiliriz. Vicdan, içimizdeki minik bir sestir, değil mi? Jiminy ise bir çekirgedir. Küçüktür ve konuşuyor. Vicdanın somutlaşmış halidir bu!



Pinokyo’nun kötü karakterleri dinlemesi, vicdanın yüksek sesli olan kötü yanıdır. Bu yüksek sesin dediğini yapan Pinokyo bir maceraya çıkıyor. Bu macera boyunca kötülükleri tadıyor. En etkili bölüm Eğlence (Zevk) Adası kısmıydı. Ada tamamen kötülük dolu; kumar, içki, sahtekarlık. Bu oyuna kananlar eşeğe dönüşüyordu. Bu sahnelerden önce de yük arabası taşıyan eşekler görüyoruz. Üzerinde insanlar ve yükler var. Kötü yolda olan insanların, geri dönüşü olmayan bir yük üstlendiğini ve o yükle yaşamak zorunda kaldığını anlıyoruz. Neyse ki Pinokyo’nun vicdanı geç olmadan onun yanına geldi ve onu önledi. Kötülüğü tadan Pinokyo artık iyi olanı ayırt edebilir duruma geldi. Eşek kulağı ve kuyruğu çıkan Pinokyo, ona verilen kukla oyunculuğu teklifi yerine verdiği sözü tutarak babasına dönmesi. Vicdanın olduğunu gösteriyor.



Gerçek bir insan olabilmek için vicdanlı olmak gerekir. Pinokyo gibi. Kötüyü geç kalmadan ayırt edebilmek, iyiye yönelmek, doğruya gitmek. Eğer biri kanlı canlı olsa bile vicdanı yoksa gerçek bir insan olmaz. Minik Pinokyo bizlere bunu öğretiyor.


Vicdanın, verdiğimiz kararlarda çok büyük bir rol oynadığı bu çocuk masalı sayesinde bir kez daha öğrendik. Filmdeki göstergebilimsel semboller sadece bunlar değil tabi ki. Fakat hikayenin asıl konusu olan “Vicdan” için en iyi semboller bunlardı.


Şimdi filmi bir “inek” olarak incelemek istiyorum :D


Film 1940 yapımından farksızdı diyebilirim. Pinokyo’nun tasarımı tamamen aynıydı. Çok tatlıydı. Diğer karakterler de öyle. Fakat aynısını Mavi Peri için söyleyemiyorum. Günümüzde ticarete dökülmüş bu işlerde bir periyi Siyahi yapmak bana gereksiz geldi. Kesinlikle bu ırkçılık değildir, dediğim. Peri masallarında perileri her zaman bir ışık olarak tanıdık. Fakat bu geleneği bozmaya gerek var mıydı bilmiyorum. Tamam bozabilirsin. Bir tanesinden sorun olmaz. Fakat bazen göze çok batıyor, Little Mermaid kızıl saçlı, beyaz bir deniz kızıdır. Disney’in yeni filminde bu karakter siyahi biri tarafından canlandırılıyor. Duyar kasılarak ticari yönde ilerlemeye çalışan bu firmaların yaptığını yanlış buluyorum. Yani o perinin tasarımı değiştirilmemeliydi.



Filmde çok fazla eastereggs mevcut. Bunlardan en iyisi Geppetto’nun duvarındaki guguklu saatlerde gizli. Her saatte bir Disney filmi tasarımı mevcut. Bir saat özellikle hoşuma gitti. Saatin guguklu kısmı, öne fırlayan yerden Toy Story’den tanıdığımız Şerif Woody var. Woody karakterinin Tom Hanks tarafından canlandırılıp, seslendirdiğini hatırlatayım.


Filmin yavaş giden sıkıcı yapısından bahsetmiştim yukarıda bir yerlerde. Tam sıkıldım dediğim an film bitti. Çok hazırlıksız yakalandım. Birden film bitti, çok ciddiyim. Son sekansta pinokyo babasını kurtarmaya gidiyor. Geppetto ölüyor. Pinokyo ağlıyor ve gözünden yaş düşüyor. Geppetto canlanıyor. Ayaklanıp ışığa yürüyorlar. Film bitiyor. Evet. Bitti. Film boyunca Pinokyo’nun gerçeğe dönüşmesini beklerken bunu göremiyoruz. Film sanki bir kitap okurcasına bir akışa sahip ve bazı şeyleri bizim tamamlamamızı istiyorlar. Işığa giden Pinokyo; geleceğe, bir umuda, dileklerin gerçekleşeceği yere gittiğini anlatıyor. Bence gerçek bir çocuk oldu. 2. filme gerek yok artık :D



 

82 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page