top of page

Koş Lola Koş! Kaderine Koş!

Güncelleme tarihi: 18 Oca 2023



Bir insan, bir eylemi gerçekleştirmeden önce birçok düşünce içindedir. “Bunu nasıl yapsam, yapmalı mıyım, yaparsam sonucunda ne olur...” gibi sorular her zaman akıldadır. Attığımız her adım, verdiğimiz her karar o kadar önemlidir ki sonucuna katlanamayacağımız bir durum doğurabilir. Her karar, doğru bir şekilde verilmelidir. Verdiğimiz kararlar çoğu kez aynı sonuca varıyorsa bu kaderdir. Kaderin değiştirilemeyeceğini kabullenmek gerekir.


“Lola Rennt” filmi, 1998 yapımı Alman yönetmen Tom Tykwer tarafından çekilmiş, deneysel bir gerilim filmidir. Film aynı, adındaki gibi çoğunlukla Lola’nın koşuşunu bizlere gösteriyor. Bu koşma sahneleri hiç de boşuna eklenmemiş. Koşma sahneleri insanların hayatındaki mücadeleyi gösteren bir imgedir aslında. Her adımın doğruluğu önemlidir. Düşmemek gerekir, dengeyi korumak gerekir. Yoksa sonuçları kötü olabilir: birine çarpabilirsin, ayağın burkulabilir, cebinden bir şey düşebilir. Aynı hayat gibi zaman akıyor ve sürekli konumun değişiyor. Lola’nın attığı her adım, geçen zamanı ve doğru atmaya çalışılan her adım da verilen kararları temsil ediyor.



Önce Lola’nın amacından bahsetmem gerekiyor. Sevgilisi Manni’nin üzerinde 100.000 birim emanet para var ve bu parayı transfer etmesi gerekiyor. Çalıştığı insanlar kötü işlerde oldukları için, o paranın kaybolması sonucu onu öldürebilirler. Para kaybolunca Manni ve Lola da korkuyor. Manni, telefonda bu kötü haberi Lola’ya verirken farklı duygular yaşıyor ve bu duygular onun yanlış bir karar vermesine sebep oluyor. Market soyma planı yapan Manni’ye engel olmak için Lola 20 dakika içinde koşarak onun yanına gidiyor.


Film üç olasılık sunuyor izleyiciye. İlk olasılık, kendisinin (Lola’nın) ölümüyle; ikinci olasılık, sevgilisi Manni’nin ölümüyle ve üçüncüsü ise ikisinin de yaşadığı bir sonla biten olasılıktır. Filmde doğaüstü bir olaydan dolayı zamanın tekrarlaması söz konusu değil. Benim düşünceme göre her üç olasılık da Lola’nın değişken duyguları ve düşünceleriyle doğru kararı arayışıdır. İlk iki olasılıkta Lola, Manni’ye yetişmeye çalışırken bankacı babasından para da dilendi, asi gibi davranıp banka bile soydu. Fakat sonuçları ölüm olduğu için bir anlam taşımıyordu. Ölümle sonuçlanan bu kararların arkasında büyük şanslar yatsa da kararlarına etki eden birçok unsur da vardı. Bazıları ufak tefek şeyler. Merdivende yaramaz çocuk ve köpekle karşılaşmak, insanlara çarpmak, bir güvenlikle konuşmak gibi. Lola’nın kararını değiştirebilecek büyük etkenler de bulunuyor. Babası ile olan ilişkisi. Babasının, annesini aldattığını o koşuşturma içinde öğrenmesi çok derin bir yara. O koşuda, o mücadelede onun ayağını kaydırabilecek bir şey bu.



Filmin üçüncü olasılığı tamamen suçtan uzak bir karardır. Verilen kararların doğru olması, işleri yerine koyuyor. Ve tabii ki inanç da önemli bu olasılıkta. İçlerindeki iyi bir umut doğru kararları vermelerini sağlıyor. Manni’nin parayı unuttuğunu fark ettiği yerde olan evsizle karşılaşır. Para ondadır. Peşinden koşar ve alır. Marketi soymaz. Lola ise büyük bir inançla girdiği kumarhanede poker oynayıp para kazanır. İkisi de doğru yolda değildir fakat verdikleri doğru kararları onları iyiliğe götürmüştür.



Şimdiye kadar dış etkenlerin, Lola’nın üzerindeki etkisinden bahsettik. Peki ya bu koşulan yolda Lola, başkalarının kararlarını değiştirmiş midir? Tabii ki değiştirdi. İlk olasılıkta, sokağın köşesini dönünce çarptığı kadının kötü kaderini hızlı akan görsellerle görüyoruz. İkinci olasılıkta, farklı bir geçmişin etkisiyle kötüye giden bir kesit… Üçüncüde ise Lola çarpınca özür diliyor ve bu sefer kadının iyi bir kaderi gözler önüne geliyor. Hayır işlerine girmiş, dindar bir kişiliği var. Birçok karaktere yine hızlı bakışlar görüyoruz. Özellikle Lola’nın babasının kaderinden bahsetmem gerekiyor. Şoförünün kaderinde araba kazası yapmak var demek ki her olasılıkta kaza yapıyor. Üçüncü olasılıkta bu gecikse de kaderden kaçılmaz. Bu sefer babasının yanına gidemeyen Lola, babasının annesini aldattığını öğrenemiyor. Geldiğinde bankadan çıkmış, araca binmişti. Çıktıkları yolda, her olasılıkta çarptıkları araca çarparak kaza yapıyorlar. Babası ölmedi, fakat bu kazanın, hayatın anlamını ona kazandıracak ve ailesine daha da yakınlaştıracak bir ders olduğunu düşünüyorum.



Kader. Kader, değiştirilemeyecek bir alın yazısıdır. Önemli olan, kaderimize ulaşırken verdiğimiz kararlardır. Kararlar değişebilir, zamanı bile büker; fakat kaderi değiştiremez. Bizlerin de birçok şansı olsa, doğru kararları vermek için her zaman koşardık. Koşardık. Koşardık. O doğru kararları ben de verebilseydim, ben de koşardım.


 



68 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page