top of page

Undine: Beni Terk Edersen, Seni Öldürmem Gerekir

“Beni seveceğini söyledin, sonsuza kadar… Ve bu beni mutlu etti hayatımda hiç olmadığım kadar. Gidemezsin.”


Bir adım ötesi delilik diyebileceğimiz bir aşık olma hali Undine filminde hissettiğimiz… Christian Petzold imzalı 2020 yapımı film, sıradan bir romantik aşk hikayesinin ötesinde, içinde fantastik ögeler barındırıyor.


Her ne kadar aşk hikayesi desek de film aslında bir ayrılık sahnesiyle açılıyor. Berlin sokaklarındayız… Undine terk edilmiş. Henüz olayın şaşkınlığı ve biraz da öfkesi içindeyken samimiyetsiz bir nezaketle oyalanıyor. Tam o anda neler geçiyor kafasından? Belki de böyle bir sonu hak etmediğini düşünüyor ilişkisinin. Şaşkınlığına anlam veremeyen sevgilisi “anlamış olmalıydın” diyor, her zaman “görüşmeliyiz” derdim. Bu kez “buluşmalıyız” dedim. Bir terslik olduğunu anlamış olmalıydın…


Bu ayrılıktan sonra adeta sudan çıkmış balığa dönen Undine, isminin hakkını da veriyor. Undine bir su perisi... Hikayesi ise16. yüzyıla dayanıyor. İlk olarak Paracelsus’un simya yazılarında suyla olan bağlantıları ve güzellikleri sebebiyle deniz kızlarını anımsatsalar da tamamen insan vücuduna bürünmüş olan yaratıklara verilir bu isim. Undine yaratıklarında tek eksik şey ise ruhlarıdır. Karakterimiz Undine ise Christoph ile karşılaştığında kırılan kalbini onaracak ve bir ruha kavuşacaktır. Bu karşılaşma, bir cafede büyük bir akvaryumun paramparça olması ve ikisinin de suların içinde yere yığılmasıyla gerçekleşir. “Su”dan beslenen iki karakterin bu şekilde tanışması ise elbette ki tesadüf değildir.

Aidiyet hissi ile mutlu bir başlangıç yapan Undine, geçmişle karşılaştığında her şey değişmeye başlar. Ondan gözlerini alamaz, tıpkı Undine yaratıkları gibi içi kararmaya, çirkinleşmeye başlar. İntikam alma dürtüsünü Christoph’la yaşadığı aşk bile alt edemez.

Burada, Undine’in gerçekten masum ve haksızlığa uğramış bir kadın olduğu izlenimine sahip her izleyici gibi hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Kafasını çevirip Christoph’la devam etmesini istedim. Ama öyle olmadı. Undine, kendisini aldattığını düşündüğü eski sevgilisini öldürmesi ve bir zamanlar kendisini çağıran suya geri dönmesi gerektiğine inanmıştır.


Bu düşüncelerden ne kadar kurtulmaya çalışırsa çalışsın artık Undine ve Christoph’un ilişkisi de eskisi gibi olmayacaktır. Dalış yaptığı sırada bir kaza geçiren ve beyin ölümü gerçekleşen Christoph’la bir kavga ettiğini ve Christoph’un da ona ihanet ettiği düşüncelerini kurar kafasında...


Onu tamamen kaybettiğini ve suyun aşkını elinden aldığını düşünen Undine için artık tek çare, inandığı mite sarılmaktır. Şehre döner ve eski sevgilisini bir havuzda boğarak sakince öldürür. Ardından Christoph’u kaybettiğini ve kendisinin de ait olduğunu düşündüğü yerde suyun derinliklerine bırakır. Fakat film, özellikle Undine’in suya karışmasından sonra beklenmedik bir geri dönüşle Christoph’u tekrar gösterir izleyiciye…Üstelik Undine’le vedalaşma şansı bulur bu kez Christoph… Fakat bu sahnenin hayal mi yoksa gerçek mi olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz.

Undine, bir aşk filmi olmanın çok ötesinde, isminin lanetini yaşayan bir kadının hikayesi. Sakin yaşamı ve aşkı bulduğunu düşündüğümüz anda ruhunun derinliklerindeki “öteki” tarafa söz geçiremeyen bir kadının başladığı noktaya geri döndüğünü görürüz bu hikayede. Yarım kalan, vedasının bile gerçekliğinden şüphe ettiren ve bittiğinde göğsümüze oturan kaya parçasının etkisini uzun süre hissedeceğimiz film, Undine...

93 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page